İnternet, Leyla Erbil, Maskeler ve Crunch

Eski tespitler bazı insanları açıklamaya yetmiyor. Feleğin çemberinden geçmek mesela. Aşk-ı Memnu’daki Firdevs hanım haline gelebilmek için mesela öyle yerlerden geçmek gerekiyor olmalı. Halbuki bugün, onun gerçekten yaşadıklarına benzer şeylere internet üzerinden maruz kalanlar hatta yalnızca tanıklık edenler bile benzer bir yere gelebilir. Şimdikiler dehşeti genelde internet üzerinden deneyimliyor. Bu belki iki boyutlu bir felektir ama yine de felektir. İlla ki bir ölçüde bozuyordur insanları.

Bilmiyorum, en azından tiksinme ve üzülme eşiklerini düşürüyor internet. Ya da genel anlamda dolaylı yoldan gördüğümüz görsellerin böyle bir etkisi olabilir. Mesela S.Sontag bir şeyler yazmıştı fotoğrafla ilgili. Böyle insanların oturup internet üzerine de… -kesin yazmışlardır aslında.

Ne bileyim. Ama bana kadar gelmediğine göre demek ki akademik metinlerde kaldı. Böyle tespitlerin ayağa düşmesi lazım. Böyle “feleğin çemberi” gibi laflar lazım aylakların da bir şeyleri anlayabilmesi için. Edebiyat mesela, hiç yetişemedi, yetişesi de yoktur, çünkü internet ve sosyal medya ilişkilerini merkeze alan bir eser mesela, tırt bulunur. -Ama belki de eski nesil sayıklamaları bunlar. Mesela Türk edebiyatının o uyku ilacımsı büyük eseri Eylül de Leyla Erbil’e karşı bir önceki nesil tarafından övülebilir.

LEYLA ERBIL

Karanlığın Günü’nü okuyorum. Nedense bu kadın bana agresif gelir. Bir röportajını izlemiştim. Aklımda neredeyse hiçbir şey kalmamış, ama birilerini yerden yere vurduğunu hatırlıyorum. Ölmüş birileriydi bunlar, o yüzden biraz canımı sıkmıştı. Bu kitabında da Türk aydınlarını, yazarlarını, çağdaş şairleri, çiçek çocukları, devrimcileri, anti devrimcileri, güzel kadınları, bakımlı adamları filan gömüyor.

Herkesin içinde bir Leyla Erbil olmalı bence.

Biraz adımlarımıza, yazıp çizdiklerimize dikkat edebiliriz böylelikle. Bu Darth Vader kostümüne sıkışmış gibi hissettirebilir ilk anda, ama Leyla Erbil, bize aklımıza hiç gelmemiş nefes alma odacıkları da açacaktır. -mı dersin?

Neyse şimdilik atıp tutamayacak kadar az biliyorum hakkında. Ama üç kitap ve bir röportajdan edindiğim izlenim bu.

Uzamış yas

Beni üzen bir şey düşündüm bugün. Yas ve nostaljinin ortak noktasını gördüm. Buna göre nostalji, aslında etkisi azalmış ve zamana yayılmış yasın ta kendisi. Her ikisinde de, öncesi daha hafif ve daha aydınlık hatırlanıyor. Yasta kaybın ne olduğu tam olarak bilindiği için aradaki fark daha dramatik, nostalji, kaybın unutulduğu yasların üst üste bindirilmiş olanı, o yüzden o kadar acıtmıyor. Bir de kırılma anları yok tabii. Ama nostaljiye sık kapılanların demek ki epey bir kırılma yaşamış olabileceğini düşündüm. Şimdi böyle yazınca totoloji gibi geldi. Göründüğünün tersi olmayan her şey totoloji zaten galiba. Bilmiyorum değildir belki de.

Maske ve sabır

Maskelerim bitti. Gaz maskem dolapta duruyor, Rusya’da gaz maskesiyle gezen tipler varmış. Ama buralarda hiç görmedim. Utanıyorum. Eczane “sıranız gelmemiş” dedi. “Ama,” dedim, “bitti maskelerim üstelik üç dört günde bir kullanmıştım.” “Merak etmeyin, satışa çıkacak zaten üç dört güne, sabredin” dedi. Sanki restoranda tatlı bekliyoruz.

Efsanenin dönüşü

WhatsApp Image 2020-05-05 at 20.40.05

Epeydir piyasada yoktu. Sevindirdi. Bu vesileyle eski vaadimi hatırladım. Karantina dolayısıyla ne kadar sürdürebilirim bilmiyorum ama…

Günün çikokalatsı

WhatsApp Image 2020-04-30 at 17.02.20

Branches

Bu çikolata İsviçre’nin Alplerinden gelen sütle… Falan filan enfes bir çikolatadır. Hatta bence en iyisidir. Kırmızı, yeşil ve sarısı da vardır ama görünüşe aldanmayın, hepsi aynı. İçerik: Sütlü ve sanırım biraz fındık parçacıklı. Tadelle Exclusive gibi düşünün. -Ya da düşünmeyin yapın. Sonuçta hayata 1 kez geliyoruz.

Günün tespiti

Belli bir ses seviyesinin üzerine çıkıldığında sevilmeyecek şarkı yoktur.

Ya da…

Günün atasözü

Kötü şarkı yoktur az ses seviyesi düşük… -olmadı bunu s.tir et.

Şarkı Şeysi (bundans sonra ŞŞ yazıcam bunun yerine)

***Zannımca Queen’in en andırreytıd şarkılarından biriydi***